9 Mayıs 2020 Cumartesi

0-6 Yaş Çocuklarda Sık Görülen Hastalıklar


0-6 YAŞ ÇOCUKLARDA SIK  GÖRÜLEN HASTALIKLAR AFİŞİ
0-6 Yaş çocuklarda sık görülen hastalıklar 

OKUL ÖNCESİ  0-6 YAŞ ÇOCUKLARINDA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR




1. Pamukçuk


Pamukçuk ve Ağız Yaraları
Pamukçuk; yenidoğanda ve süt çocukluğu döneminde dil, yanak içleri ve damakta
görülen bir mantar hastalığıdır. Ağız içinin her iki tarafında beyaz lekeler oluşur. Bu lekeler,
toplu iğne başı büyüklüğündedir ve ağızda süt pıhtısı görüntüsü verir. Prematürelerde, temiz
bakılmayan, sağlıksız, hastalıklı ve zayıf bebeklerde daha sık görülür. Bebek, ağzı acıdığı
için emmede zorluk çeker.
Anne memesinin ılık suyla temizlenip bebeğe verilmesi, memelerin temiz tutulması,
biberon ve emziğin iyice kaynatılması, meme ve mamadan sonra bebeğe su içirilmesi
(ağızda kalan süt artıklarının temizlenmesi için) pamukçuk oluşmaması için alınacak önlemlerdir. Önlemlere rağmen pamukçuk görülürse anne, işaret parmağına temiz bir tülbent
veya gazlı bezi sararak parmağını karbonatlı suya batırmalı ve bebeğin ağzını, yanak içlerini
parmağı ile silmelidir. Gün içinde bu işlem birkaç kez tekrar edilmelidir. Yine de geçmezse
doktorun önerilerine uygun hareket edilmelidir.

Çocuklarda dilde, diş etlerinde ve ağız kenarlarında değişik türlerde ağız yaralarına da
sık rastlanır. Ağız mukozası kırmızı, şiş ve ağrılıdır. Bu yaralar yüzünden çocuk, özellikle
yemek yeme sırasında acı çeker. Vitamin eksikliği, çocuğun ruhsal durumundaki
olumsuzluklar, yanak içi ısırmaları, temizlik kurallarına dikkat etmeme bu yaraların
oluşmasına neden olabilir. Çocuğa ağzını tahriş etmeyecek yumuşak kıvamlı besinler verilmeli, beslenme
sonrasında çocuğun ağzı karbonatlı suyla temizlenmelidir. Çocuğun kullandığı emzik, ağzına
götürdüğü oyuncaklar vb. dezenfekte edilmelidir.. iyileşme göstermeyen durumlarda doktora
başvurulmalıdır.
Pamukçuk 


2. Gaz Sancıları ve Karın Ağrıları



Bebek emzirilirken sütle birlikte bir miktar da hava yutar. Anne her emzirmeden
sonra bebeğini, baş ve omuz hizasında dik tutarak sırtını sıvazlamalı, bebeğin gazını
çıkarmalıdır.

Bu işlemden önce omzuna temiz bir tülbent koymayı da ihmal etmemelidir.
Çünkü bebek, gaz çıkarma esnasında yediklerinin bir kısmını da kusabilir. Gaz çıkarma
işlemi, bebeğin annenin dizleri üzerine yüzükoyun yatırılmasıyla da yapılabilir. Bebeğin
gazının çıktığı “gark” sesinin gelmesiyle anlaşılır. Gazı çıkartılmadan yatırılan bebekler
sancılanır ve sürekli ağlar. Karnı şişkindir. Ağlama sırasında yüzleri kızarır, bacaklarını
karnına doğru çeker ve yüksek sesle bağırır.
Gaz sancısı bebeğin büyüme ve gelişmesini engellemez, zamanla azalarak 3 aylıktan
sonra kaybolur.
Daha büyük çocuklarda gaz, genellikle üşütmeden kaynaklı ya da bazı yiyeceklerden
olur. Çocuk yardımsız olarak gazını çıkarabilir. Korunmak için çocuk mevsime göre
giydirilmeli, gaz yapan yiyecekler normalden fazla tüketilmemelidir.
Karın ağrısı, sindirim sistemi hastalıklarında görülen bir belirtidir. Kusma, ishal ve
ateşle birlikte olabileceği gibi tek başına da olabilir.
Karın ağrıları çocukluk yıllarında daha çok görülür. Fiziksel ya da psikolojik olabilir.
Çoğu karın ağrıları, hiçbir tedavi gerektirmeden kendiliğinden geçer.
Ağrı, şiddetli değilse ve çocuk diğer uğraşlara daldığında karın ağrısını unutabiliyorsa
ağrı psikolojik kökenli olabilir.
Ancak karın ağrısı çok şiddetli ve uzun süre devam ediyorsa, sık sık tekrarlıyorsa,
ağrıya şişlik ve hassasiyet de eşlik ediyorsa ateş, kusma, ishal gibi diğer belirtilerle
birlikte görülüyorsa ağrı, hastalık belirtisi olarak değerlendirilmeli ve mutlaka çocuğu
doktora götürmelidir.
Karın ağrısına; bağırsak parazitleri, bağırsak düğümlenmesi, besin zehirlenmeleri,
mide hastalıkları ve apandisit sebep olabilir.
Gaz sancısı ve karın ağrısı 


3. Kusma


Kusma, mide içeriğinin, istem dışı olarak ağızdan gelmesidir. Küçük çocuklar
ve bebeklerde fazla beslenme sonucu yenilenler, geriye gelebilir; bu, kusma olarak
değerlendirilmez. Bebeklerde beslenme sonrası gaz çıkarırken de mide içeriğinin bir
kısmının geri gelmesi söz konusu olabilir.
Bu durum çoğu kez zararsızdır. Ancak sırtüstü yatan bebeğin kustuklarının solunum
yoluna kaçabilmesi nedeniyle boğulma tehlikesi söz konusu olabilir. Onun için bebek
beslendikten sonra yan yatırılmalıdır. Çocuk otururken kusarsa yüzü hemen aşağıya
çevrilmeli, solunum yolları serbest bırakılmalıdır.
Gerçek kusmada, alınan gıdanın büyük bir kısmı çıkartılır.
Kusmanın sebebi; mama ile yutulan havanın yaptığı bozukluk olabileceği gibi bazı
ateşli hastalıklar, fazla beslenme, boğmaca, mide ve solunum yolu rahatsızlıkları, düşmeler
sonucu beyin sarsıntıları soğuk algınlığı, idrar yolu ve böbrek iltihapları, mide-bağırsak
kanalı hastalıkları ve korku gibi ve psikolojik nedenler de olabilir.
Bu sebeple kusma, beraberinde görülen ateş, ishal, karın ağrısı vb. belirtilerle beraber
değerlendirilmelidir.
Kusma tek başına hastalık belirtisi olabileceği gibi başka hastalıkların da
belirtisi olarak da gözlenebilir. Kusma devamlı ve kokulu ise ishal ve ateş de beraberinde
var ise bir hastalık olabileceği düşünülerek doktora başvurulmalıdır. Kusmalar ciddi su ve kilo kaybına yol açabileceği için tedavide geç kalınmamalıdır.
Bebeklerde beslenme hatalarına bağlı kusmalar; bebeğin hava yutmadan
beslenmesiyle, beslenme sırasında yutulan havanın neden olduğu gazın çıkartılmasıyla,
temiz ve sağlıklı besinlerle önlenebilir. Kusma geçtikten sonra bebeğin bir süre dinlenmesi
sağlanmalıdır. Sulu ve hafif yiyeceklerden başlanarak az ve sık sık beslenmelidir.

Kusmanın yaşanmaması için alınması gereken önlemler şunlardır:
- Mama ve diğer gıdalar temiz ve taze hazırlanmalı, yeterli miktarda ve normal
ısıda olmalıdır.
- Biberonun emzik deliğinin büyük ya da dar olmaması gerekir.
- Süt veren anne üşütmemeli ve kendi bakımına özen göstermelidir. Sigara, alkol
gibi çocuğa zararlı alışkanlıkları  varsa bunları bırakmalı, doktora danışmadan
ilaç kullanmamalıdır.
- Çocuklar yaşlarına uygun beslenmeli ve normalin üstüne çıkılmamalıdır.
- Katı besinlere erken ya da geç başlanmamalıdır.
- Beslenme ve gaz çıkartılmasından sonra çocuk, fazla hareket ettirilmeden sağ
tarafına yatırılmalıdır.
- Tekrarlayan ve nedeni belli olmayan kusmalarda mutlaka doktora
başvurulmalıdır.
Kusma


4. İshal (Diare, Sürgün)


Çocuğun alışılmış sayıdan (üçten) fazla ve normal kıvamdan farklı dışkılaması
durumuna ishal denir. İshal, çocuğun vücudunda su ve tuz kaybına yol açar. Hatta ileri
safhalarda ölüme neden olabilir.
Süt çağı çocuklarının bağırsakları çok duyarlı olduğundan kolaylıkla ishal olurlar.
Çocuklarda başlıca ishal nedenleri Ģunlardır:
- Beslenme Hataları
- Aşırı beslenme (Özellikle süt çocuklarında görülür.)
- Az beslenme (Uzun süre yetersiz beslenen süt çocuklarında açlık ishalleri
görülür.)
- Mide bağırsak alerjisi: inek sütü ve diğer besinler alerjiye neden olur.
- Enfeksiyon hastalıkları: Bakteri veya virüslere bağlı bağırsak
enfeksiyonlarında şiddetli ishaller görülebilir. Tifo, dizanteri, kolera ,yaz ishali
gibi.
- Bağırsak parazitleri: Çocukta görülen ishalin kaynağı olabilir.
- Zehirlenmeler: ilaç veya bazı zehirli maddelerin alınması sonucu çocuklarda
ishal ve kusma görülür.

İlk 4-6 ay anne sütü ile beslenen bebeklerde ishal daha az görülür. İshal, çocuklarda
önemli beslenme bozukluklarına yol açar. ishal sırasında çocuktaki su ve tuz kaybı mutlaka
yerine konulmalıdır. Ağızdan verilen şeker, tuz, karbonat eriyiği hayat kurtarıcıdır.
Su kaybı belirtileri olan çocuklara ishal paketleri (ORS) verilmelidir (75-100 ml/kg 4-
6 saat içinde). Bu paketler, sağlık kuruluşları ve eczanelerden temin edilebilir. Hazır ishal
paketi temin edilmediği durumlarda bu paket evde hazırlanabilir:
- 5 su bardağı kaynatılıp soğutulmu su
- 2 çorba kaşığı toz Ģeker
- 1 çay kaşığı  tuz,1 çay kaşığı karbonat
İshali olan çocuklara her sulu kakadan sonra en az 1 çay bardağı bu karışımdan
verilmelidir. Çocuklar bunun tadından hoşlanmazlarsa meyve suyu ile karıştırılabilir. Bu
ishal içeceği, çocuğu tedavi etmek için değil; sadece vücudundaki su ve tuz kaybını önlemek
içindir.
İshalli çocuğun bağırsaklarında emilim az olacağından, eskisinden daha kuvvetli
yiyeceklerle beslenme ihtiyacı doğar. Bunun için çocuğun sulu, fakat besin değeri yüksek,
sindirimi kolay yiyeceklerle az az ve sık sık beslenmesine devam edilmelidir.
Bu yiyecekler:
- Anne sütü (emiyorsa)
- Bol miktarda kaynatılıp soğutulmuş su
- Elma, şeftali, havuç gibi meyve suları, muz
- Açık çay, ıhlamur,
- Ayran (büyük çocuklara kola)
- Yağsız çorbalar
- Pirinç lapası, yağsız yoğurt
- Havuç, patates püresi vb.
- Pişmiş yağsız et
Anne sütü ile beslenen çocuk ishal olursa emzirmeye devam etmelidir. Çocuk
emmiyorsa inek sütü alıyorsa inek sütünü sulandırma iki misli fazla olmalıdır. Çocuğun
dışkısında kan varsa, dışkı sayısı 8-10 defadan fazla ise, yüksek ateşi ve kusması varsa, ishal
birkaç gündür devam ediyorsa, ağız ve dilde kuruluk, dalgınlık, idrar yapamama veya çok az
yapma, gözlerde ve bıngıldakta çökme ve karın derisinde gerginliği kaybetme gibi
belirtilerden biri ya da birkaçı görülürse çocuk vakit geçirmeden doktora götürülmelidir.
Bebeklerin ve küçük çocukların ishalden korunması için yeterli ve dengeli beslenmesi
gerekir. İlk 4-6 ay anne sütü çocuk için en ideal besindir. 6. aydan sonra ek besinler
verilmelidir. İçme suyu temizliğinden emin olunmuyorsa su kaynatılmalıdır. Çocuğa
verilecek tüm besinler taze, temiz olmalıdır. Sonra ek besinler verilmelidir. Sebze ve
meyveler bol su ile 3-4 kez yıkanmalıdır. Yiyeceklerin hazırlanması, pişirilmesi ve
saklanması sağlık kurallarına uygun şekilde, temiz ortamda yapılmalıdır. En önemlisi de
anne, çocuğun bezini değiştirdikten sonra, kendisi tuvaletten çıktıktan sonra, yiyecekleri
hazırlamadan ve bebeği beslemeye başlamadan önce ellerini sabunla iyice yıkamalıdır.
Tuvaletler temiz tutulmalıdır. Sinek ve böceklerle mücadele edilmelidir. Çöpler kapalı
torbalar içinde saklanmalıdır.

5. Kabızlık (Peklik-Konstipasyon)


Dışkının seyrek aralıklarla, geç ve güçlükle yapılmasına kabızlık denir. Kabızlıkta
kalın bağırsaklar düzenli aralıklarla boşaltılamaz.
Nedenleri:
- Yanlış beslenme; çok fazla et, ekmek, yumurta, kek, bisküvi ve pasta yemek
- Tek yönlü beslenme
- Yalnız inek sütü ile beslenme
- Yüksek proteinli posa bırakmayan besinlerle beslenme
- Bağırsak faaliyetlerinin tembel oluşu
- Kalın bağırsakta yapışıklıklar
- Makattaki çatlaklıklar
- Hareketsizlik
- Psikolojik nedenler(oyuna dalma, okula geç kalma korkusu, ilgisizlik vb.
nedenlerle tuvalete gitmeyi geciktirme)
- Su ve sulu gıdaların az tüketilmesi
- Erken tuvalet eğitimi
Kabızlığın belirtileri: Kabızlık, karında şişlik yapar. Çocuk kakasını yaparken ağlar.
Katılaşmış kaka, makatın iç zarını zedeleyerek kanamaya neden olabilir. Kaka yaparken
kanama olursa çocuğu hemen doktora götürmelidir.
Kabızlığı önlemek için;
- Çocuk, yeterli ve dengeli beslenmelidir.
- Yeterli miktarda sıvı ve sulu gıdalar verilmelidir.
- Çocuğun yeterli hareket etmesi sağlanmalıdır.
- Taze meyve-sebze tüketimi artırılmalıdır.
- Neden, psikolojik ise sebebi araştırılıp çocuğun rahatlaması sağlanmalıdır.
- Düzenli kaka yapma alışkanlığı kazandırılmalıdır.
- Sabahları aç karnına bir bardak ılık su içmesi sağlanmalıdır.


6. Kulak Ağrıları


Bebeklerde ve büyük çocuklarda kulak ağrılarına sık rastlanır. Çoğunlukla çocuklar
rüzgârda kaldıklarında ve soğuk havada iyi korunmadıklarında kulak ağrısı çekebilirler.
Yenidoğanda ve süt çocuğunda olan kulak ağrılarının nedeni farklıdır. Yenidoğanda
kulak ağrısının nedeni amniyos sıvısının kulağa kaçmasıdır. Yüksek ateş, ishal, sindirim
sistemi bozukluğu ve kilo kaybı görülür. Meme emme sancıyı artırır. Kulak memesi altına
dokunulduğunda ağrı artar.
Genellikle kulak ağrıları, enfeksiyonlardan ileri gelir. Süt çocuğunda boğazdan östaki
borusu yoluyla orta kulağa giren mikroplar ağrılara neden olur. Düzensiz ateş, sindirim
bozukluğu,baş gösterir, çocuk kilo alamaz. Kulağını çekiştirerek ani sancılarla bağırır. Bu
durumda doktora başvurulması gerekir.
Kulak ağrıları 



7. Ateş


“Ateş”, vücut sıcaklığının yükselmesidir. İnsanlarda vücut ısısı, hipotalamusta ısı
kontrol merkezinin kontrolünde olup 37oC civarındadır. Ateş günlük aktivite ve yaş ile
değişiklik gösterir. Günlük ateşteki değişim sabah/ akşam 0,5°C olarak değişmektedir. Vücut
ısısındaki değişiklikler çocukluk döneminde hastalıkların en sık görülen belirtisidir.
Vücut ısısının ölçümü için dijital termometre, elektronik termometre, tek kullanımlık
termometre (ısıya duyarlı bant) kullanılmaktadır.

- Ağızdan (dilaltından/oral)
- Koltuk altından ( aksiller)
- Kulaktan (timpanik)
- Makattan ( rektal)
- Alından ateş ölçme
- Plastik şerit termometre
Vücut sıcaklığı termometre ile ölçülür. , elektronik termometreler, tek kullanımlık,
kristal termometreler, kulak termometreleri ve kâğıt termometreler kullanılmaktadır.
Çocuklarda vücut ısısı ölçümü amacı ile civalı termometrelerin kullanılması
uygulamadan kaldırılmıştır. Cıvanın toksik buharının solunması ya da deriden direkt
temasla emilme riski gibi zararlı etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemizde Sağlık
Bakanlığı ilaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, ''sağlık ve güvenlik açısından tehlike
oluşturduğu'' gerekçesiyle vücut sıcaklığını ölçmede kullanılan cıvalı termometrelerin
piyasaya arzını durdurmuştur.
Vücut sıcaklığı ölçen kişiye, ölçüm yapılan saate, ölçümün yapıldığı vücut bölgesine,
ölçüm tekniğine, termometrenin türüne, ölçümün yapıldığı ortama, ölçüm öncesi fiziksel
aktiviteye bağlı olarak değişebilir.
Vücut ısısı gün içerisinde değişim göstermektedir. Normal ısı koltuk altından 36,4°-
36,7°C Ağızdan ölçülen ısı ise 36,6°- 37° C dir.
Vücut ısısı büyüklerde koltuk altı ve dilaltından, bebeklerde makattan veya koltuk
altından ölçülebilir. Makattan ve dil altından ateş ölçümlerinde ısı, koltuk altı ısısından bir
derece yüksektir.
- Ağızdan (dil altından, oral)
Genellikle 5 yaş ve üzerindeki çocuklarda kullanılan, kolay uygulanabilen bir yoldur.
Termometrenin ağız içinde tutulması gerektiğinden 5 yaşından küçüklerde bu ölçüm
tekniğinin kullanılması zordur. Alınan derece koltuk altına göre 0,5oC daha yüksektir.
- Aksillerden (Koltuk Altından) Ölçüm
Koltuk altı ölçümün herhangi bir sakıncası yoktur. Yeni doğan dönemi de dâhil olmak
üzere tüm yaş gruplarında kullanılır. Aksiller yolla ölçülen vücut sıcaklığı değeri oral ve
rektal yola göre daha düşüktür.
Çocuklarda aksiller vücut ısısının 37,5° C üzerinde olması ateş olarak kabul edilir.
- Kulak(Timpanik) Ölçümü
Kulaktan infrared (kızılötesi) ışınları yoluyla elektronik ölçüm yapılmaktadır. Altı
aylıktan küçük bebeklerde kullanımı zordur. Kulaktan ölçülen 38o C‟nin üstündeki değerler
ateş olarak kabul edilir.
- Rektal Ölçüm
İletişim kurulması zor ve diğer yollarla ısı ölçümünün yapılamadığı durumlarda
kullanılabilecek bir yoldur. Dispnesi olan, oksijen tedavisi olan veya oral bir ameliyat
geçiren ve felçli olan çocuklarda tercih edilir. Alınan ölçüm sonucu koltuk altına göre 1-1,5o
C daha yüksektir.
- Alından Ateş Ölçme
Alından temas etmeden (uzaktan) laser teknolojisi ile ölçen termometre ile 2-3
saniyede ateş ölçülür.
- Plastik şerit Termometre
Plastik şerit termometreler ısıyla değişen duyarlı sıvı kristaller içermektedir. Bu
termometreler alına yapıştırılır, vücut sıcaklığı bir dakika sonra renk değişikliği skalasından
okunur.
Çocuğun ateşi, 39 derecenin üstüne çıkıyorsa; yüksek ateş, havaleye sebep
olabileceğinden vakit geçirmeden doktora götürülmelidir.



8. Havale


Vücut kaslarının ani ve şiddetli olarak kasılması sonucu ortaya çıkan duruma havale
denir. Küçük çocuklarda görülen havale, sinir sisteminin değişik nedenler karşısında
göstermiş olduğu bir tepkidir. Bu tepkiler de; kemik hastalıkları, yüksek ateş, boğmaca,
devamlı hazımsızlık, bağırsak şeritleri veya diş çıkarmalardan kaynaklanabilir. Ayrıca bu
duruma sinir sistemi veya beyinde meydana gelen bir hastalık da neden olabilir.
Çocuk hastalıkları arasında en acil ve korkutucu olanıdır. Yüzde el ve ayaklarda irade
dışı titremeler ile kendini gösterir. Havalenin uzaması beyin dokusunda kalıcı zedelenmelere
sebep olabilir.
Havale Sebepleri
- Doğum travmaları (zor doğum nedeniyle beyinde zedelenme vb.)
- Metabolik bozukluklar (kan şekeri ve kandaki minerallerin düşüklüğü)
- Sinir sistemi hastalıkları (menenjit, beyin iltihabı)
- Ateşe bağlı havale (Bebeğin ateşi 39 „un üzerine çıkıyorsa yüksek ateşe bağlı
havale olabilir.)
Havale durumunda;
- Çocuk sessiz, loş bir odaya yatırılmalıdır.
- Çocuğun üzerindeki fazla giysiler çıkartılmalıdır.
- Çocuk ılık su ile yıkanmalıdır.
- Şuuru yerinde ise ağızdan sıvı verilmelidir.
- Çocuk vakit geçirilmeden hemen doktora götürülmelidir.



9. Öksürük


Vücudun bir tür savunma mekanizmasıdır. Solunum sitemi hastalıklarında görülen bir
belirtidir. Boğaz ve ciğerlerdeki bir tahriş ya da sıkışma sonucu görülen normal bir tepkidir.
Öksürük bir nezle belirtisi olduğu gibi boğmaca, kızamık, grip, verem, bronşit,
zatürree gibi hastalıkların belirtisi de olabilir. Sigara dumanı, boğaza yabancı cisim kaçması
durumlarında da görülebilir. Eğer öksürük, nefes almayı zorlaştırıyor ve dudak kenarlarında
morarmaya neden oluyorsa önemli bir sağlık sorunudur, hemen doktora başvurulmalıdır.

Öksürük 


10. Pişik


Pişik, genellikle idrar ve dışkının bebeğin tenine temas ettiği hassas deri bölgesinde
görülür. Hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çıkar. İlerlemiş pişiklerde deri yer yer
soyulup iltihaplanabilir. Pişiğe bebeğin dışkısındaki bakteriler ve idrarın bileşimindeki
amonyak sebep olur. Bebek bezlerini yıkamada kullanılan deterjanlardaki maddeler, bez
değiştirme sıklığının azlığı da pişik yapabilir. Anne sütüyle beslenen çocuklarda pişik,
mamayla beslenenlere göre daha az görülür. Bebeklerde pişik
Pişikleri önlemek için;
- Bebeğin bezi 3-4 saatte bir değiştirilmelidir. Pişik olduğunda bu bölge ılık suyla
yıkanıp iyice kurulandıktan sonra doktorun önerdiği pişik kremleri
kullanılmalıdır.
- Pamuklu bezler tercih edilmelidir. Bebeğin çamaşırları ve bezleri deterjan
yerine sabun tozu ile yıkanıp kaynatılmalı, çok iyi durulanmalıdır. Açık havada
kurutulduktan sonra ütülenmelidir.
- Kesinlikle pudra kullanılmamalıdır.
- Oda sıcaklığı uygunsa her gün 1-2 saat bebeğin altı açık tutularak bez tahrişi
önlenmelidir. Bu işlem tahriş olmuş derinin iyileşmesine de yardım eder.
- Bebeğin altını bağlamak için hazır bez kullanılmalıdır.


11. İştahsızlık


Alınması gereken besin miktarının az alınması durumudur. Çocuklarda iştah, vücudun
enerji gereksinimine bağlıdır. Çocuklar hareketli oldukları zamanda çok yerler; az enerji sarf
ettikleri zamanlarda ise iştahsız olurlar. Bazı çocuklar diğerlerine kıyasla yediklerini daha az
yakar. İştahsızlıkla birlikte çocukta sağlıksız bir görünüm gözleniyorsa ve yaşıtlarının
gelişim olarak gerisinde kalıyorsa bunun nedenleri araştırılmalıdır.
Ateşli hastalıklar, karaciğer enfeksiyonları, boğaz ağrısı, idrar yolu enfeksiyonları,
fazla şekerli gıdalar yeme, gereğinden fazla süt içme, ek besinlerine zamanında başlamama,
düzensiz yemek yedirme ve annenin fazla ısrarcı olması vb. durumlarda iştahsızlık gözlenir.
Nedeninin belirlenmesi ile sorun çözülebilir.
İştahsızlık 

0-6 YAŞ ÇOCUKLARDA SIK  GÖRÜLEN HASTALIKLAR AFİŞİ
0-6 Yaş çocuklarda sık görülen hastalıklar














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder